Nereden Geldik, Nereye Gidiyoruz?
Uzun yıllar aradan sonra bu yıl yeni yıla evde girdik.
Televizyonun karşısında, ışıklı bir çam ağacı kurduk. Kızımıza küçük bir hediye verdik. Tombala oynadık. Saatler ilerlerken evin içinde sade ama sıcak bir mutluluk vardı. Belki de yıllar sonra ilk kez, yılbaşını gerçekten “evde” yaşadık.
Oysa hafızamız bizi hemen doksanlı yıllara götürüyor.
Özel televizyon kanallarının birbirleriyle yarıştığı, aylar öncesinden hazırlanan yılbaşı programlarını… Aynı gecede bütün kanallarda, dönemin ve geçmişin farklı müzik türlerinden en büyük sanatçıların çıktığı o uzun geceleri… Ve elbette gece yarısından sonra “olmazsa olmaz” denilen yılbaşı danslarını.
Dün gece ekranlara baktığımızda ise tuhaf bir manzara vardı.
Bir zamanlar bu ülkenin ortak kültürü olan, milyonları ekran başına kilitleyen sanatçılar ve o eğlence dili, artık birkaç kanala sıkışmış gibiydi. Doksanlı yılların kolektif neşesi, sanki dar bir alana hapsedilmişti.
Bir yandan da gerçek hayat akıyordu.
Gelir uçurumu artık gizlenemez bir noktada. Aynı ülkede, bir gecede 100 bin lira harcayanlar var; aynı anda yılbaşının klişesi olan hindiyi bile sofrasına koyamayanlar… Bu tablo artık istisna değil, günlük bir gerçeklik.
Kapadokya’da ise bambaşka bir sahne vardı.
Her yerde renkli eğlenceler, dolu mekânlar… Sadece bir işletmenin, mekân süslemesi için 1 milyon lira ödediği konuşuluyordu. Işıklar, organizasyonlar, gösteriş… Her şey büyük, her şey parlak.
İşte tam da bu noktada insan ister istemez soruyor:
Nereden geldik, nereye gidiyoruz?
Geçmişte belki imkânlar daha sınırlıydı ama ortak bir kültürümüz vardı. Aynı şarkıya güler, aynı espriye alkış tutardık. Bugün imkânlar artmış gibi görünüyor ama ortak duygular azalıyor. Eğlence var ama paylaşım yok. Gösteri var ama hikâye eksik.
Yine de bütün bu karmaşanın içinde şunu söylemek gerekiyor:
Bir yoldayız. Evet, zor bir yol. Evet, çelişkilerle dolu. Ama hâlâ iyi bir yolda olma ihtimalimiz var.
Çünkü bir evin salonunda, küçük bir çam ağacının ışıkları altında tombala oynayan bir aile varsa…
Bir çocuk yeni yıl hediyesiyle gülümsüyorsa…
Hâlâ durup “Biz neyi kaybettik?” diye sorabiliyorsak…
Bu, her şeyin bitmediğinin işaretidir.
Belki yeniden hatırlamamız gereken şey çok basit:
Gösterişten önce samimiyeti,
Rekabetten önce paylaşmayı,
Parlak ışıktan önce insan sıcaklığını…
Yeni yıl bize bunu hatırlatsın…




.jpeg)
.jpg)



.jpg)

Yorumlar