Az Olsun, Öz Olsun: Siyasette Çürük Elma Meselesi
Siyaset, sadece kalabalıklarla değil, kaliteli insanlarla güçlenir.
Partilerde zaman zaman “Üye sayımız ne kadar fazla olursa o kadar iyi” anlayışının öne çıktığını görüyoruz. Oysa siyasette asıl mesele, kaç kişinin üye olduğu değil; kimlerin o yapının içerisinde yer aldığıdır.
Bir insan partiye üye olurken yalnızca adı, soyadı ve kimlik bilgileriyle değerlendirilmemelidir. O kişinin toplumdaki karşılığı, ahlakı, karakteri, geçmişi, insanlarla ilişkileri ve bulunduğu çevrede bıraktığı iz de dikkate alınmalıdır.
Çünkü bazı insanlar vardır; partiye üye olduktan sonra bir fırsat kollamaya başlar.
Makam, mevki veya yönetim beklentisi içerisine girer. Beklentisi karşılanmadığında ise yıllarca parti içerisinde huzursuzluk yaratabilir. Bazen herkesin gördüğü, herkesin konuştuğu ama kimsenin açıkça söylemeye cesaret edemediği bir mesele haline gelir.
İşte burada yönetici kadrolarının iradesi büyük önem taşır.
Dirayetli bir yönetim, partinin geleceğine zarar verecek davranışlara müsaade etmez. Parti içerisindeki huzuru bozan, fitneye zemin hazırlayan, kişisel hesaplarını siyasi yapının önüne koyan kişilere sınırsız yüz verilmez.
Elbette her yönetimin kendine göre bir yöntemi, bir “yoğurt yiyişi” vardır. Ancak son dönemde Aksaray'da gördüğümüz siyasi yöneticilerin, parti disiplinini ve kurum ciddiyetini daha fazla önemsemeye başladığını düşünüyorum.
Çünkü makamların ve siyasi yapıların kişisel hesaplaşmaların aracı haline gelmesinin ne kadar büyük zararlar doğurduğunu artık herkes daha iyi görüyor.
Siyasette çürük elmaya göz yumulursa, bir süre sonra sağlam elmalar da zarar görmeye başlar.
Bu nedenle “Fazla olsun, bizim olsun” anlayışından uzaklaşmak gerekiyor.
Bazen az olsun ama öz olsun.
Az olsun ama karakterli olsun.
Az olsun ama ahlaklı olsun.
Az olsun ama toplum tarafından kabul görsün.
Az olsun ama bulunduğu yere değer katsın.
Çünkü siyasetin kalitesi, üye listesinin uzunluğuyla değil, o listedeki insanların niteliğiyle ölçülür.
Bugün iktidar ve muhalefet partilerinin üye profillerine baktığımızda toplumda karşılığı olan, devlet terbiyesi ve toplum ahlakını benimsemiş insanların siyasette daha fazla yer alması gerektiği açıkça görülüyor.
Elbette her siyasi yapının içerisinde zaman zaman “çürük elmalar” çıkacaktır.
Mesele, çürük elmanın hiç çıkmaması değildir.
Mesele, çürümeye başlayan elmayı ağacın tamamını çürütmeden fark edebilmektir.
Bazen dalından koparılması beklenir, bazen de kendi ağırlığıyla yere düşmesi...
Ama yere düştüğünde artık parçalanmış, dağılmış ve geride kötü bir görüntü bırakmış olabilir.
Siyasette de durum bundan farklı değildir.
Bir insanın parti içerisinde yaptığı yanlışlar zamanında görülmez, kişisel ilişkiler veya siyasi hesaplar nedeniyle görmezden gelinirse, bunun bedelini sadece o kişi değil, bütün teşkilat ödemek zorunda kalabilir.
Daha da önemlisi, iyi insanların siyasetten uzaklaşmasına neden olabilir.
Bugün toplumda çok değerli insanların siyasi partilere üye olmaktan çekindiğini görüyoruz. Bunun nedenlerinden biri de siyasetin içerisinde zaman zaman karşılaştıkları yanlış davranışlar ve karakter sorunlarıdır.
Oysa demokrasi, kaliteli insanların siyasetten uzak durmasıyla değil, kaliteli insanların siyasete dahil olmasıyla güçlenir.
Bir insan yönetici olduğunda toplum önce onun hal ve hareketlerine bakar.
Sonra karakterine...
Sonra ahlakına...
Sonra adalet anlayışına...
Eğer bütün bunlar sağlam ise, o kişinin arkasından binlerce, on binlerce insan yürüyebilir.
Çünkü toplum sadece konuşana değil, güven verene inanır.
Sadece makam sahibi olana değil, karakter sahibi olana saygı duyar.
Siyasetçinin en büyük sermayesi de budur:
Güven.
Memleketin kaliteli bir siyasete ihtiyacı varsa, siyasi partiler de üye kayıtlarında daha seçici olmak zorundadır.
Her önüne geleni kaydetmek yerine, “Bu insan partimize ne katacak?” diye düşünmek gerekir.
Çünkü siyasette bir kişinin kazandırdığı oy kadar, bir kişinin kaybettirdiği güven de önemlidir.
Sonuçta dökülen yaprağın esamesi okunmaz.
Yere düşen armut da parçalandığında etrafa dağılır.
Ama sağlam bir ağaç, sağlam dallardan ve sağlam meyvelerden oluşur.
Bugün siyasi partilerimizin ihtiyacı daha fazla isim değil; daha fazla nitelikli insandır.
Daha fazla kavga değil; daha fazla ahlak.
Daha fazla kişisel hesap değil; daha fazla memleket hesabı.
Daha fazla makam hırsı değil; daha fazla hizmet anlayışı.
Demokrasinin sağlıklı işlemesi için siyasetin de sağlıklı insanlara ihtiyacı vardır.
Çünkü sağlam karakterli insanların görev aldığı siyaset, doğrudan halka hizmet eder.
Unutulmamalıdır:
Az olsun, öz olsun.
Çünkü siyasette bazen bir kaliteli insan, bin sıradan üyeden daha değerlidir.













Yorumlar