Uyuşturucuyla Mücadelede Sessizlik Değil, Kararlılık Kazanmalı
Haber ; Abdulkadir Ay
Uyuşturucu…
Bir ailenin kapısını çalmadan önce yalnızca bir suç meselesidir.
O kapıdan içeri girdiği andan itibaren ise bir ailenin, bir mahallenin, hatta toplumun meselesine dönüşür.
Bugün toplumda ciddi bir endişe var: “Uyuşturucu artık ortaokul çağlarına kadar indi” deniliyor.
Bu sözün ne kadarının gerçek, ne kadarının kulaktan kulağa yayılan bir endişe olduğunu tartışabiliriz. Ancak ortada tartışılmayacak bir gerçek var: Gençlerimizi bu beladan korumak için tedbir almakta bir gün bile geç kalmamalıyız.
Tam da bu noktada Türk Polis Teşkilatı’nın, özellikle de narkotik birimlerinin verdiği mücadele büyük önem taşıyor.
Narkotik polisi sahada, ancak kamuoyu bunu daha fazla bilmeli
Narkotik polisi Türkiye’nin her yerinde son derece hassas ve zor bir görev yürütüyor. Çünkü bu mücadele sadece uyuşturucu satıcısıyla değil, gençlerimizin geleceğini hedef alan bir anlayışla yapılıyor.
Bizler zaman zaman yapılan operasyonları, yakalamaları ve çalışmaları takip ediyoruz. Ancak bazı faaliyetlerin kamuoyuna yansıması gecikebiliyor.
Bu da vatandaşta, “Acaba narkotik ekipleri yeterince mücadele etmiyor mu?” şeklinde yanlış bir algı oluşturabiliyor.
Oysa yapılan başarılı operasyonların, hukuki süreçlere zarar vermeyecek şekilde, kamuoyuyla daha etkin paylaşılması gerektiğine inanıyorum.
Çünkü bunun iki önemli sonucu olacaktır:
Birincisi; aileler kendilerini yalnız hissetmeyecek, devletin ve güvenlik güçlerinin sahada olduğunu görecektir.
İkincisi; uyuşturucu satıcılarına çok net bir mesaj verilecektir: Bu şehirlerde rahat hareket edemezsiniz!
Uyuşturucu tacirleri “Kimse bizi görmüyor, kimse bizimle mücadele etmiyor” düşüncesine kapılmamalıdır.
Türk polisi gerektiğinde sahada olduğunu gösterir. Biz de gerektiğinde polisi eleştiririz. Ancak eleştirimiz de övgümüz de kamu yararı içindir.
Bugün açıkça söylemek istiyorum:
Narkotik polisimizin yanındayız.
Mücadele sadece yakalamakla bitmiyor
Fakat burada çok önemli bir noktayı da görmemiz gerekiyor.
Uyuşturucuyla mücadele yalnızca satıcıyı yakalamaktan ibaret değildir.
Satıcı yakalanacak, uyuşturucu ele geçirilecek, suç örgütleri çökertilecek. Bunlar elbette yapılmalı.
Ama bağımlı hale gelmiş gençlerimizi de yeniden hayata kazandırmak zorundayız.
İşte burada tedavi ve rehabilitasyon meselesi karşımıza çıkıyor.
Aksaray'ın ihtiyacı, yalnızca bağımlı gençlere kısa süreli müdahale edilen bir sistem değildir.
Gençlerin tedavi edilirken aynı zamanda hayata yeniden bağlanabilecekleri, psikolojik ve sosyal destek görebilecekleri kapsamlı bir rehabilitasyon merkezine ihtiyacımız var.
Bölgesel ve Kapsamlı bir “Huzur Kasabası” kurulmasını öneriyoruz
Kırıkkale'de uygulanan Huzur Köy benzeri modeller bu açıdan dikkatle incelenmelidir. Gençlerin tedavi sürecinde spor, sosyal faaliyetler, eğitim ve çeşitli uğraşlarla hayata yeniden tutunmasını sağlayan bir model, bağımlılıkla mücadelede önemli bir fark oluşturabilir.
Aksaray'ın merkezinde değil, bölgenin merkezinde bir “Huzur Kasabası”
Ben bu konuyu geçtiğimiz günlerde KOP İdaresi Başkanlığı ziyaretimde de gündeme getirdim.
Yeşil Doğa Derneği olarak bölgesel kalkınmaya odaklanan bir anlayışımız var. Ancak bölgesel kalkınmanın yalnızca yol, bina, fabrika ve ekonomik yatırımlardan ibaret olmadığını düşünüyoruz.
Bir bölgenin gerçek kalkınması, gençlerini bağımlılıktan koruyabilmesiyle mümkündür.
Bu nedenle Aksaray, Nevşehir, Niğde ve Kırşehir'in tam ortasında, dört ilin gençlerine hizmet verebilecek kapsamlı bir “Huzur Kasabası” kurulmasını öneriyoruz
Bu merkez yalnızca bir tedavi kurumu olmamalı.
İçinde doktorlar, psikologlar, hemşireler ve uzman personel bulunmalı.
Gençlerin spor yapabileceği alanlar, eğitim ve meslek edindirme imkânları, sosyal faaliyetler, oyun ve hobi alanları olmalı.
Tenis kortundan basketbol sahasına, bilardodan çeşitli sosyal aktivitelere kadar gençlerin zamanını sağlıklı biçimde değerlendirebileceği bir yaşam alanı oluşturulmalı.
Amaç sadece genci uyuşturucudan uzaklaştırmak değil; onu yeniden hayata kazandırmak olmalı.
Bu düşünceyi KOP idaresi yönetimine aktardığımda konunun önemli bulunduğunu ve not alındığını gördüm. Şimdi sıra bu fikri daha güçlü şekilde gündeme taşımakta.
Vali Murat Duru'nun başlattığı mücadele büyütülmeli
Aksaray Valisi Sayın Murat Duru'nun göreve geldiği ilk dönemlerde uyuşturucuyla mücadeleyi özellikle önemseyen bir yaklaşım ortaya koyduğunu gördük.
Narkotik ekiplerine verilen özel ödüller ve “Madde mi Mana mı?” anlayışıyla ortaya konulan mücadele yaklaşımı, toplum açısından son derece değerli.
Şimdi yapılması gereken, bu anlayışın daha geniş bir zemine taşınmasıdır.
Narkotik mücadele…
Eğitim…
Müftülük…
Sağlık…
Sivil toplum kuruluşları…
Yerel yönetimler…
Ve en önemlisi aileler…
Herkes bu mücadelenin bir parçası olmak zorunda.
En zor mücadele ailelerin evinde yaşanıyor
Bir anne düşünün…
Çocuğunun uyuşturucu kullandığından şüpheleniyor.
Bir baba düşünün…
Evdeki para ve eşyaların kaybolduğunu görüyor.
Ama utanıyor.
Komşusuna anlatamıyor.
Akrabasına söyleyemiyor.
Devletten yardım istemeye bile çekinebiliyor.
İşte bizim önce bu sessizliği kırmamız gerekiyor.
Uyuşturucu bağımlılığı bir “utanılacak aile sırrı” değildir.
Tedavi edilmesi gereken ciddi bir toplumsal sorundur.
Aileler yalnız bırakılmamalıdır.
Tedbirimizi şimdi almalıyız
Artık “Daha sonra bakarız” deme lüksümüz yok.
Ortaokul çağlarına kadar indiği iddia edilen uyuşturucu tehlikesi karşısında, bu iddianın doğruluğunu tartışmak yerine gençlerimizi koruyacak tedbirleri büyütmeliyiz.
Narkotik polisi yakalayacak.
Savcılık ve yargı hukuki süreci işletecek.
Sağlık sistemi tedavi edecek.
Eğitim camiası bilinçlendirecek.
Müftülük ve sivil toplum kuruluşları ailelere ulaşacak.
Aileler çocuklarını daha yakından takip edecek.
Ve devlet bütün bu mücadeleyi aynı hedefte buluşturacak.
Çünkü kaybedecek tek bir gencimiz bile yok.
Bugün uyuşturucu satıcısına karşı güçlü bir devlet iradesi göstermek zorundayız.
Ama aynı zamanda uyuşturucuya bulaşmış gencimize de “Sen bittin” değil, “Sen yeniden başlayabilirsin” demeliyiz.
İşte gerçek mücadele budur.
Narkotik polisimizin yaptığı başarılı çalışmalar daha fazla duyurulmalı, toplumda güven duygusu güçlendirilmelidir. Suç örgütlerine ve uyuşturucu tacirlerine ise açıkça şu mesaj verilmelidir:
Bu şehirler sahipsiz değildir.
Ben bir kez daha Narkotik Teşkilatımızın yanında olduğumuzu ifade ediyorum.
Ancak yalnızca polisi alkışlamak yetmez.
Şimdi hep birlikte daha büyük bir hedef koymalıyız:
Uyuşturucuyla mücadeleyi Aksaray'ın değil, Aksaray-Nevşehir-Niğde-Kırşehir bölgesinin ortak mücadelesine dönüştürmek ve gençlerimizi yeniden hayata kazandıracak Huzur Kasabası'nı kurmak.
Çünkü mücadeleyi bugün kazanamazsak, yarın çok daha ağır bir bedel ödeyebiliriz.
Durum çığırından çıkmadan harekete geçelim.
Gençlerimizi telef etmeden, geleceğimizi kaybetmeden bu mücadeleyi hep birlikte kazanalım.













Yorumlar