Ülke ve Kural


Bir kaç defa Mogolistana gittim, fakir bir ülke ve uzun yıllar Komünizm altında kalmış.  

Aynı zamanda Türklerin ata yurdu Ötüken orada.  

Kişi başına düşen milli gelir yedi bin dollar civarında, çok büyük topraklara sahip, Moğolistan, yaklaşık 1.566.000 km² yüzölçümü ile Türkiye'nin (yaklaşık 783.562 km²) iki katından büyük bir yüzölçümüne sahiptir, nüfusu üç buçuk milyon kadar.  


Mogolistan fakir olmasına rağmen kuralları olan bir ülke, kominizim ülkeye kuralları getirmiş ve bugün bunun farklılığını yaşıyorlar.  


Başkent Ulan Batur’da bir tane gecekondu yok, yolda yürürken sigara içene rastlamazsınız, yollarda sigara izmariti bulamazsınız çünkü sigara içilen yerler yapılmış ve insanlar oralarda sigarısını içiyor ve yola devam ediyor.  

Otoyollar yok fakat trafikte insanlar birbirlerine saygılı.  

Eğitimle insanlara bir şeyler verilmiş, başkentte bir tane taksi yok arabası olanlar aynı zamanda taksicilik görevide görüyorlar, yolda el kaldırıyorsunun gideceğiniz yeri söylüyorsunuz sizi oraya götürüyorlar. 


Velhasıl fakirlik kuralsızlık manasına gelmiyor. 


Türkiye’ye İstanbula geldim taksiye bindim taksimetreyi açmıyor taksi şöferi.


Yollar ve binaların önü bilhassa hastahane önleri sigara izmaritinden geçilmiyor.  


Gecekondu sorunu hala çözülememiş. 


İnsanlara saygı kalmamış.  


İnsanı insan yapan değerler yok.  


Avrupa’dan gelen birisi için Türkiye’yi tarif etmek gerçekten çok zor.  


İnsan Mogolistan’dan gelip de ülkesini böyle görünce çok üzülüyor. 


Ülkede kuralsızlık kural olmuş.  


Hayatımın geri kalan bir kısmını Türkiye’de geçirmeyi düşünüyorum, daha önce bir yazar olan ağabey ve sanatçı arkadaşım Türkiye’de yaşamayı denemişler ancak dört ay dayanabilmişledi acaba ben ne kadar tahammül ve dayanabilirim?


Esnaf dükkanın önünü işgal etmiş belediye göz yumuyor oraya park edemezsiniz. 


Pazarda pazarcı şah olmuş çığırtkan gibi bağırıyor, kadınlara laf sokuşturuyor?


Her şey aleni satılıyor ne “Hijen” ne temizlik var temel gıda maddeleri toz toprak içinde satılıyor, ye yiyebilirsen.  


Her ürüne çıplak elle dokunuluyor, adam burnunu temizliyor diğer taraftan ekmek satıyor.  


3 bin kilometre yol geliyorum arabama bir şey olmuyor, bizim köy yolları delik deşik ilk işim teker ve rot balans ayarı yaptırmak.  


Ticaret güven üzerine değil, rant üzerine kurulmuş ve seni dolandırmak, soymak için yapılmaya çalışılıyor. 


Ve sizi ahmak yerine koyuyorlar.  


Daha bir çok şey yazılıp çizilir fakat ben bunlara değinmeyeceğim fakat şunu söylemek istiyorum acaba bizler kominizimden dahamı kötüyüz. 


En azından kominizim kuralları işletmiş ve uygulamış. 


Bizim ne kuralımız var, nede kaidemiz var. 


Köpek sorunu, gürültü sorunu,temizlik sorunu, su israfı sorunu, kuralsızlık sorunu daha nice sorunlar çözülmeyi bekliyor.  


Siyasi irade eksikliği var, dirayetli ve vizyon sahibi insanların eksikliğini her yerde hissediyorsunuz. 


Plan, proje ve strateji üretemiyorlar mevcut olan ile yola devam ediyorlar. 


Son olarak acaba belediyelerin görevi nedir, hangi sorunlarla sorumlular, insan merak ediyor?


Maalesef kuralsızlık kural olmuş.  


Hami Ramazan Özdemir