AKSARAY’IN KADERİ SİYASETİN LİNÇ MEYDANI OLMAMALI
Hüseyin Altınsoy bu gelişmeyi hak etmedi.
Olayın neresinden bakarsanız bakın “üstü bıyık altı sakal” misali, savunulacak tarafı olmayan bir durum ortaya çıktı.
Hiçbir şekilde normal görülmeyecek bir hadise. Ama gerçeklere baktığımız zaman da Hüseyin Altınsoy’un bu gibi işlere tenezzül edecek bir insan olmadığı kanaati birçok kişide hâkim.
Peki siyaseten bu konuya girilmeli miydi, girilmemeli miydi? Açık konuşmak gerekirse buna net bir cevap vermek kolay değil. “Girsin” deseniz başka tartışma, “girmesin” deseniz başka eleştiri…
Çünkü olay bir şekilde patlak verdi ve zaten gergin olan siyasette karşılıklı suçlama silsilesi başladı.
Aslında bazı insanlar vardır, “iyi ki var” dersiniz. Ali Abbas Ertürk de onlardan biri. Daha önce yaptığı birçok çıkışta kendisine destek verdik.
Özellikle Milletvekili İnceöz meselesinde ortaya koyduğu muhalefet anlayışını doğru bulmuş, sonuna kadar desteklemiştik. Yakın zamanda Belisırma'daki yıkılan iş yerlerini savunması harikaydı,
Çünkü gerçekten “muhalefet budur” dedirten bir duruştu.
Ama bugünkü hadise çok daha farklı.
Gerçekten kılıç sırtı bir durum. Keşke başka sebepler üzerinden siyaset yapılsaydı da mesele Aksaray’ı içine alan kötü bir reklam boyutuna ulaşmasaydı.
Yine siyasi üstünlük mücadelesi verilsin ama bu şehir yıpratılmasın isterdik.
Ben olayın sonucuna ve yapılan açıklamalara bakıyorum. Milletvekilinin açıklamasında, eşinin kardeşlerinin mahkeme harcını ödeyememesi nedeniyle muhtardan gelir belgesi alındığı ifade edildi. Bu durum toplumda birçok insanın farklı şekillerde başvurduğu yöntemlerden biri.
İnsanlar kendi imkânlarınca çözüm üretmeye çalışıyor. Ancak bunu bir milletvekilinin eşinin yapmış olması, ister istemez meseleyi siyasi hale getiriyor.
Burada milletvekilinin açıklaması önemliydi. Çünkü “yanlışa yanlış” demekten kaçınmadı ve bu durumun tasvip edilecek bir tarafı olmadığını söyledi.
Öte yandan sigorta meselesi de Türkiye’de birçok insanın yaptığı bir uygulama. İnsanlar kendi iş yerlerinde eşini sigortalı göstererek geleceğini güvence altına almaya çalışıyor. Bu işlerin yasal boyutunu en iyi bilenlerden biri de muhasebeci kimliğiyle Sayın Altınsoy’dur.
Belki normal zamanda dikkat çekmeyecek meseleler, su yüzüne çıktığında siyasetin sert diliyle birlikte bir linç girişimine dönüşebiliyor.
Oysa her olayda siyah ya da beyaz kadar net konuşmak mümkün olmuyor. Bazen insan arada kalıyor. Eleştirinin dozunu iyi ayarlamak gerekiyor.
Benim en çok üzüldüğüm konu ise şu: Döndü dolaştı, siyasetin hem iktidarı hem muhalefeti bir olup Aksaray’ı yıprattı.
Bunun ceremesini uzun süre çekeceğiz.
Aylardır basın mensupları suçlanırdı “Aksaray’ı kötü gösteriyorlar” diye. Ama bugün görüyoruz ki Aksaray’ı asıl yoran şey, siyasetin bitmek bilmeyen kavga dili oldu.
Ne yazık ki Aksaray’ın kaderinde bu var… Bu şehir yine siyasetin sert hesaplaşmaları arasında linç edildi.













Yorumlar