30 Yıllık Bir Duruş: Aksaray’dan
Yükselen Meşale ve Vefa..
KÜRESEL GAZETECİLER KONSEYİ KAYSERİ İL TEMSİLCİSİ VE GAZETECİLER CEMİYETİ DÖNEM BAŞKANI ÜSTÜN TÜNCER 'DEN AKSARAY VEFA YORUMU
Dile kolay, aradan tam 30 yıl geçmiş…
Yıl 1996, yer Aksaray.
O yıllar, Türk basınının fırtınalı ve sıkıntılı günlerden geçtiği bir dönemdi.
Sektör darmadağınık bir görüntü sergiliyor; Gazeteciler Cemiyetleri ise etkisiz ve zayıf bir yapıda varlık göstermeye çalışıyordu.
İşte tam o günlerde, Anadolu basınına can suyu olmak, gazetecileri tek bir çatı altında toplamak, basın, düşünce ve ifade özgürlüğünü koruyup geliştirmek amacıyla tarihi bir adım atıldı.
Gazetecilerin çalışma koşullarını iyileştirmek, halkın haber alma hakkını en üst düzeyde güvenceye almak ve örgütlü bir meslek yapısı oluşturmak adına tek yürek olunan bir gündü o gün. 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı rahmetli Nail Gürelli, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı rahmetli İsmail Sivri, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve Anadolu’nun dört bir yanından Aksaray’a gelen tam 54 gazeteciler cemiyeti başkanı aynı amaç etrafında kenetlenmişti.

Hedef; gazetecilerin haklarını en üst düzeyde korumak, demokrasiyi yaşatıp büyütmek, basın özgürlüğünü savunmak ve mesleği her türlü baskı unsuruna karşı dimdik ayakta tutabilmekti.

Dönemin Aksaray Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Abdülkadir Ay’ın ev sahipliğinde, Türkiye’nin ilk yol lokantası olan Orhan Ağaçlı Tesisleri’nde bir araya geldik.
O dönem Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Oktay Ensari, ben ise genel sekreterlik görevini yürütüyordum.

Oktay Başkan, “Aksaray’da çok önemli bir toplantı var. Türkiye’nin tüm illerinden cemiyet başkanları katılacak. Bizi sen temsil edeceksin, hazırlığını yap,” dedi.
Toplantıda dile getireceğimiz sorunları birlikte belirledikten sonra hazırlıklara başladık.
Yeni Kayseri Gazetesi’nde birlikte çalıştığımız Ahmet Zorlu’ya, “Ahmet Bey, hafta sonu Aksaray’da çok önemli bir toplantı gerçekleştirilecek. Başkan önemini vurguladı, birlikte gidelim,” dedim ve yola çıktık.

İki gün süren yoğun bir çalışma temposunun ardından ortak bir karara varıldı: Bütün cemiyetler, kurulacak olan “Federasyon” çatısı altında birleşecekti.
Nitekim öyle de oldu. Türkiye Gazeteciler Federasyonu’nun temelleri Aksaray’daki o tarihi toplantıda atıldı.

Ardından düzenlenen ardışık toplantılarla Anadolu basını tek ses oldu; sorunlarını gür bir sesle kamuoyu gündemine taşımaya başladı.
Federasyonun kurucu ve onursal başkanlığına, Türk basınının duayen isimlerinden, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Rahmetli İsmail Sivri kurucu başkan görevini üstlendi ardından Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin oy birliğiyle Genel Başkan seçildi.
Nazmi Bilgin; basın özgürlüğü, demokrasi ile düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesinin en ön saflarında yer alan az sayıdaki gazeteciden biridir. "Basın özgürlüğü, halkın özgürlüğüdür. Düşünce ve ifade özgürlüğünün koruyucu kalkanıdır" sözleriyle ilkesini ortaya koyan Bilgin, 1992’den bu yana Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’nı; bunun yanı sıra UNESCO Türkiye Millî Komitesi, Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu, TSK Elele Vakfı Mütevelli Heyeti ve Reklam Kurulu üyeliklerini başarıyla sürdürmektedir.

Böylece Türk basınındaki ilk ve en kapsamlı örgütlü mücadele, Aksaray’da alınan o tarihi kararla hayata geçirilmiş oldu.
Yıllar Sonra Aynı Yoldayız.
Vefa Buluşması Aradan tam 30 yıl geçti.
Çevreci Gazeteciler Derneği Başkanı Abdülkadir Ay, basın tarihimizde devrim niteliği taşıyan o günü ve yakılan ilk meşaleyi unutmadı.
İmkânsızlıklara, engellemelere ve karşı koymalara rağmen kolları sıvadı. 30 yıl önceki o anlamlı buluşmayı yeniden hayata geçirdi.
Anadolu’nun dört bir yanından gelen gazeteciler ve cemiyet başkanları, bu çağrıya yine içtenlikle yanıt verdi.
Yıllar önce Ahmet Zorlu ile çıktığım o yolu aynı heyecanla izleyerek yeniden Aksaray’a ulaştım.

Türk basınının bu köklü geçmişine tanıklık etmek, sorunları yeniden gündeme taşımak ve 30 yıl sonra hatırlanmak tarif edilemez bir gurur vesilesiydi.
O tarihi olaya şahitlik etmiş biri olarak, 30 yıl sonra aynı atmosferi solumak ve emeği geçenlere "Vefa Ödülü" takdim edilmesine tanık olmak çok kıymetliydi.
Ödülümü sevgili dostum gazeteci Ali Genç’in elinden almak benim için ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Aksaraylı gazeteci arkadaşlarım Ali Südemen, Bilal Bölükbaş, Celil Acar ve Ali Genç ile yeniden bir araya gelip dertleşmek ise buluşmanın en sıcak anlarındandı.
Aksaray’daki programımıza ilk olarak Vali Murat Duru’yu ziyaret ederek başladık.

Bizleri Valilik Binası önünde karşılayan Vali Duru ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Kayseri’de uzun süre Develi Kaymakamı olarak görev yapmış olan Sayın Duru ile Kayseri hasretini giderdik.
Kendisi, Kayseri’deki tüm dostlara selamlarını iletti. Ardından Aksaray Üniversitesi İİBF Konferans Salonu’nda düzenlenen ve moderatörlüğünü Prof. Dr. Emine Fırat’ın üstlendiği panele geçtik.

Akademisyenlerin ve İletişim Fakültesi öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdiği panelde, Dijital Medya Federasyonu Genel Başkanı Bahtiyar Kahveci, Orta Karadeniz Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Mehmet Kahveci, TİMBİR Genel Başkanı Süleyman Basa ve Uluslararası Basın Konfederasyonu Genel Başkanı Şakir Gürel, geleneksel medyadan dijital medyaya geçiş sürecini ve sektörün güncel sorunlarını ele aldılar.

Panel öncesi ekrana yansıtılan ve tam 30 yıl önce çekilmiş video gösterimi katılımcıları bir başka dünyalara taşıdı.
Ve, o gün yaptığım kısa konuşmanın ekrana yansıması ise beni şaşkına çevirdi, o yıllara taşıdı.
Başkan Abdulkadir Ay, 30 yıl önce çekilen kayıtları saklamış, bu özel gün için ekrana yansıtırken salondaki atmosferi ve duygu selini görmenizi isterdim.

"Vefa Toplantısı"nın ikinci bölümünde ise sorunların tespiti ve Sonuç Bildirgesi’nin hazırlanması amacıyla 4 ayrı çalışma masası kuruldu.
Akademisyenler, gazeteciler ve öğrencilerin titizlikle yürüttüğü çalışmalar sonucunda hazırlanan bildirgede öne çıkan ana başlıklar belirlendi.

Sonuç bildirgesinde, özellikle ekonomik sorunlara dikkat çekilerek, gazetecilerin özlük haklarının korunması yanında Basın İlan Kurumu’nun gelir artırıcı çalışmalar yapması gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı.

Anadolu basınının ayakta kalabilmesi için ekonomik destek mekanizmalarının ve çalışma şartlarının acilen iyileştirilmesi gerekliliği vurgulandı.
Geleneksel mecralardan dijital medyaya geçiş sürecinde yaşanan uyum sorunları ve yasal altyapı eksiklikleri dile getirildi.
Dijitalleşmeyle birlikte artan bilgi kirliliğine karşı meslek etiğinin korunması, dezenformasyonla mücadele edilmesi ve teyit/doğrulama mekanizmalarının etkin şekilde işletilmesinin hayati önem taşıdığı belirtildi. 
Etkinliğin sosyal programı kapsamında hep birlikte Ihlara Vadisi’ne doğru yola çıktık. Güzelyurt ilçesinde yer alan, Melendiz Çayı’nın hayat verdiği 14 kilometrelik uzunluğu ve 100-120 metrelik derinliğiyle dünyanın en büyük kanyonları arasında gösterilen Ihlara Vadisi, Hristiyanlığın ilk yıllarından itibaren önemli bir inanç merkezi olmuştur.

Vadide yer alan sayısız kilise, şapel ve tarihi yaşam alanı. Doğa, tarih ve kültürün muazzam bir birleşimini sunuyor.
Bir diğer durağımız ise kayalara oyulmuş kiliseleri, yeraltı şehirleri ve yaşam alanlarıyla yaklaşık 5 kilometrelik bir hatta yayılan Güzelyurt Manastırı oldu. 
Ziyaretimiz sırasında bini aşkın yabancı turistin giriş kapısında kuyruk oluşturduğuna şahit olmak, bölgenin uluslararası turizmdeki yerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Günün sonunda Kapadokus Otel Continent Termal’de yenen yemeğin ardından, eski milletvekillerimizden Ahmet Yaşar ile uzun bir sohbet gerçekleştirme imkânı bulduk.
Sayın Yaşar’ın TBMM çatısı altında basın düzenlemeleri ve resmi ilanlar konusunda verdiği mücadeleleri dinlerken, kamuoyuna yansımayan pek çok tarihi ayrıntıyı da kendisinden öğrenmiş olduk.
Sonuç olarak, 30 yıl önce yakılan o ilk meşalenin ışığında, geçmişi ve bugünü aynı heyecanla yeniden yaşadık.
Aksaray’dan ayrılırken arkamızda sadece bir toplantı değil, mesleki dayanışmanın, vefanın ve basın özgürlüğü mücadelesinin hiç sönmeyen ruhunu bıraktık.
ÜSTÜN TUNCER
Küresel Gazeteciler Konseyi Kayseri il temsilcisi














Yorumlar
Yorum Yap